Şehvetli saatler

Şehvetli saatler
Kuzenim boşanmaya karar verdi. Boşanırken de beni şahit olarak gösterdi evet yalan değil ben çoğu kez tartışma durumlarının tam üstüne gelirdim. Neyse davayı açtık ve duruşma gününü beklemeye başladık ve bir süre sonra duruşma için tebliğ geldi ve gittik mahkeme salonuna vardığımızda adeta şok olmuştum elim ayağım birbirine dolaştı, çünkü tahminen 19-20 yaşlarında yeşil gözlü, minyon tipli,harika vücutlu bir bayanla göz göze geldim gerçekten bir ay parçası gibi, sanki özenle yapılmış bir tablo gibi duruyordu. gözlerimi ondan alamamıştım, o da bir müddet gözlerini gözlerimden çekmedi ve sonra tekrar önüne bakmaya başladı kuzenimde durumu birazda olsa fark etmişti ve bana imalı imalı gülümsedi.

Bir kaç kaç kişiden sonra songül …. – rafet …. diye isimler okundu ve onunla birlikte zayıf, kirli sakallı ayakta zor duran 35-40 yaşlarında bir bey de girdi ve o an anladım ki onların da boşanma davaları vardı, ama neden? böyle bir kadını kim kıyıpta boşayabilirdi ki aklıma takılmıştı neyse onlardan sonra bizim isimlerimiz okunda ve bizde girdik yaklaşık 45 dk bizim duruşma sürdü ve çıktık.Ama benim aklım hep o kadındaydı çıkınca kuzenimin tel.çaldı arayan teyzem di ve sonra kuzenimle vedalaşıp ayrıldık saat 11:30 olmuştu o gün bende izinliydim vaktim boldu yani evime giderken canım çay içmek istedi ve bir çay bahçesine doğru yöneldim geldiğimde gözlerime inanamadım o adliyedeki bayan yalnız başına oturmuş çay içiyordu yanına yaklaşıp merhaba masanıza otursam sakıncası varmı diye sordum çünkü diğer masalar doluydu o da etrafına bakıp masaların dolu olduğunu gördükten sonra buyrun oturabilirsiniz diye cevap verdi bende oturup bir çay istedim garsondan ve konuşmaya ilk ben başladım önce ismini sordum songül dedi
-pardon biraz özel bir soru olacak ama merak ettim boşanma davanız mı var
-evet ya siz, sizdemi boşanıyorsunuz
-hayır o bayan benim kuzenim kocasından boşanıyor ve bende şahit olarak ordaydım
-özür dilerim ben eşiniz sanmıştım…
-peki boşanma sebebi nedir?
-beni nerdeyse hergün döver ve hakaret eder hayatımı zındana çevirdi,içki içmeden duramaz ne kadar söylediysem fayda etmedi aksine beni dövmeye kalkar
-size nasıl kıyabilirki
-neden şaşırdınız
-yani siz çok efendi ağır başlı bir kadına benziyorsunuz ayrıca çok hoş ve çekicisiniz dedim bunun üzerine yine o güzel gözlerini bana çevirip hafif bir gülümsemeyle
-ne yapalım kader işte, keşke sizin gibi düşünse hayatında ondan hiç böyle sözler duymadım. yaklaşık 1 saat böyle kunuştuktan sonra ondan tel istedim ama vermedi beni tanımadığını o nedenle güvenemeyeceğini söyledi bende tanı o zaman dedim ve kağıda telefonumu yazıp ısrarla verdim çünkü ona vurulmuştum gönülsüzce aldı kağıdı aramam ama umut etme dedi canınız sağolsun dedim. Aradan birkaç hafta geçtikten sonra işyerindeyken gizli numaradan telefon geldi açtım Merhaba ben songül dedi, dünyalar benim olmuştu. Konuştuk biraz ve ona cafede bişeyler içme teklifinde bulundum Pazar günü olabilir dedi, Pazar günü oldu erkenden kalktım duşumu aldım hazırlandıktan sonra beklemeye başladım yine gizli no dan aradı 1 saat sonra buluştuk ve bu sefer biraz daha samimiydik bana bütün geçmişini anlattı henüz 7 aylık evli olduğunu çocuğunun olmadığını ona ait olan evde oturduklarını falan söyledi tabi bende kendimi anlattım, telefonunu verdi, kocası bir keresinde onu yine dövmüş dışarda giyilmeye müsait olmayan gecelikle dışarı atmış onu etrafa rezil etmiş ve bardağı taşıran son damla da bu olmuş. Davalar duruşmalar derken onlar boşadı bizim de 2 duruşmadan sonra mahkeme sonuçlandı fakat bizim buluşmamız dahada sıklaştı ve bir gün ben
-evini merak ediyorum nerde nasıl yaşıyorsun
-biraz hızlı değilmisin
-ne hızlısı ben sadece evini merak ettim korkma benden sana zarar gelmez
-peki o zaman sana güveniyorum müsait olduğumda seni bi akşam ararım çünkü gündüz komşular görür ve yanlış anlar. tamam sabırsızlıkla bekleyeceğim dedim.

Aradan bir hafta geçti saat 21:30 civarında telefonum çalmaya başladı baktım oydu ve açtım bana müsait olduğunu ve gelebileceğimi söyledi evin adresini verdi hemen hazırlanıp arabama atlayıp verdiği adrese gittim arabayı bir sokak öne park edip apartmanın önüne geldim dairesine çıktım kapıyı çalmama gerek kalmadan açtı, kapı deliğinden beni gözlüyormuş içeri girdim ve gösterdiği kanepeye oturdum çayı zaten demlemişti pastalar da hazırdı biraz sohbet ettikten sonra mutfağa geçip çaylarımızı içip pastalarımızı yedik ten sonra ayağa kalktı ben de ayağa kalktım o dünyalara bedel güzel gözlerine bakıp ondan çok etkilendiğimi ve çok hoşlandığımı söyledim arkasına geçip ona sarıldım sertleşmiş aletimi kalçalarının arasına dayayıp boynunu öpmeye yalamaya başladım gözlerini kapatmış benim neler yapacağımı tahmin etmeye çalışıyordu ellerimi arkadan öne doğru atıp göğüslerini, giymiş olduğu kırmızı renkli gömleğinin üstünden okşamaya başladım bir taraftan boynunu, kulak memelerini arkadan yalayıp diğer taraftan sertleşmiş aletimi kalçalarında ve iki kalçasının arasında gezdiriyordum ellerimi gömleğinin üstünden göğüslerinde gezdirmeye de devam ediyor parmaklarımla göğüs uçlarında daireler çiziyordum. Bazen direnmeye çalışıyor ellerimin arasından yapma, yapmaaaa çekil arkamdaannnn diye kurtulmaya çalışıyordu ama ben onu dinlemiyordum kalçasını saran uzun eteğini alttan parmaklarımın ucuyla tutup yukarı yavaş yavaş çekmeye başladım kalçasına kadar sıyırmıştım sonra ellerimi kasıklarına ordan da külotunun üstünden kadınlığına kadar getirmiştim onu itekleye itekleye duvara dayadım duvarla aramda sıkışmıştı bir elim göğüslerinde, bir elim külotunun üstünden kadınlığını okşarken dilimi de omuzlarında boynunda ve kulak memelerinde gezdiriyordum ellerimle gömleğinin iki yakasından tutup sertçe ayırdım caarrrtt diye gömleği parçalandı gömleğinin kopan düğmeleri etrafa saçıldı bir çırpıda göleğini parçalayıp aldım o narin bedeninden sonra hırsımı alamayıp dişlerimle sütyeninin kopçasını dişlerimle kopardım onuda attım yere vahşileşmiştim birden bana doğru dönüp çılgınca dudaklarıma yapıştı sanki ömründe erkek görmemiş gibi saldırıp ısırıyordu dudaklarımı bende yüzüne bakıp gerçekten beni istiyormusun dedim o da istemeseydim seni eve almazdım dedi bu sefer ben yumuldum dudaklarına ve vahşice emmeye başladım artık beni kimse tutamazdı çünkü çok ateşli, isterik ve doyumsuz biriyimdir onu kucaklayıp yatak odasına götürdüm ve eteğini de çıkardım o da boş durmayıp beni soyuyordu bende kalan son parçayı da (dantelli külotunu)çıkarmak için parmaklarımı külotun ağ kısmına geçirdim ve sertçe çektim caarrrttttttttt diye o da yırtıldı kudurmuş boğa gibiydim sonra boynuna, göğüslerine,her tarafına dil darbeleri atmaya başladım göğüs uçlarını dilimle döve döve yalıyordum, ısırıklar atıyor, emip çekiştire çekiştire somuruyordum, dilimi göğüs uçlarında titretiyordum göğüsleri kızarmaya morarmaya başlayınca dilimin yönünü değiştirip bu defa kasıklarına hedef aldım onu soyunca vücuduna hayran kalmıştım taş gibi bir kadındı göğüsleri sanki hiç yalanmamış gibi dip diri duruyordu karşımda onu adeta yiyip bitiriyordum o da inlemeye başladı sonra tekrar göğüslerine saldırdım ordan dilimi kaldırmadan vücudunun her zerresini dilimle keşfe çıktım omuzlar, karın bölgesi, kalçalar, bacak arasına geldiğimde dahada alevlendim çünkü pespembe sanki hiç yarrak girmemiş gibi taptaze bir amı vardı bulmuşum kaçırırmıyım hemen bacaklarını açabildiğim kadar açıp dilimi amının dudaklarında gezdirmeye başladım songül titremeye ve çılgınca bağırmaya başladı çünkü ilk defa amı yalanıyordu lakin kocası tiksinirmiş, bundan aşırı derecede zevk alıyordu bende bu anın tadını çıkarta çıkarta yalamaya başladım amcığını dilimle klitorisini yalamaya başladım klitorisine dilimi kazıttıra kazıttıra sürtmeye başladım arada bir dilimi ustaca kullanıp dilimi yuvarlak yapıp amının içine kaydırıyor, içinde dans ettiriyordum bundan öyle etkileniyordu ki kalçalarını oynatıp bacaklarıyla kafamı sıkmaya başladı sonra amına dil darbeleri atmaya ve amından fışkıran zevk sularını dilimle kasıklarına yayıp içmeye başladım amı öyle nefis öyle güzel kokuyordu ki san ki bal damlalarını yalıyordum onu amının iç ve dış dudaklarını iri dudaklarımla kavrayıp bir mengene gibi kıstırıyor emiyordum 15-20 dk yaladıktan sonra en son kalan beyaz boxerimi de çıkardım yarrağım sulak yerde büyümüş kalın , damarlı ve esmer bir şeydir yarrağımı görür görmez gözleri fal taşı gibi açıldı çünkü hayatında gördüğü en mükemmel yarrak bilek gibi karşısında duruyordu hemen yarrağıma elini attı ama minicik elleri sadece yarısını kavrayabiliyordu aç kurt gibi yarrağıma saldırdı ooohhhhh ooohhhh ne iri ne muhteşem bir alet bunu asla bırakmam beni iliklerime kadar doyur bu gece seninim artık 3 aydan beri yarrak yüzü görmedim parçala beni boğam diye inlemeye başladı bende seni istediğin gibi doyuracağım fıstığım diye karşılık verdim ve amını benim kütük gibi yarrağıma emanet etti onu iyice yalatıp kudurttuktan sonra yarrağımın başını vıcık vıcık olmuş amının dudaklarında gezdirmeye başladım fırça misali sürttükçe sürtüyor yarağımın önce başını sonrada sert ve kalın gövdesini klitorisinde sürtüp şap şap başıyla bızırığını dövüyordum o ise altımda hadi bastır artık diye inliyordu bir müddet böyle sürttükten sonra yarağımın kafasını amını dudaklarına getirip sert darbeyle bir hamlede içine sokmak istedim çok acımasız olmuştum artık, ama nafile amı daracık taptaze olduğundan sadece kafası anca girebildi içine songül de ne olur yavaş ol çok canım yanıyor amım 4 aydır yarrak yemedi ona nazik davran diye inlemeye başladı bende sikimi bu sefer yavaş yavaş sokmaya içine doğru kaydırmaya başladım biraz sokuyor, duruyordum sonra tekrar hamle yapıyordum sonunda songülün dibini bulmuştum içeriden bir şeylerin parçalandığını hissettim yarrağım bir yerlere takılmıştı songülde avazı çıktığı kadar bağırıyor onu susturmak için dudaklarını ağzıma alıyordum ve aldırış etmeden yüklenmeye devam ediyordum sikimi dibine kadar oturtup tekrar çıkartmaya başladım songül minyon tipli bense iri olmamdan dolayı songül altımda kaybolmuştu sanki onu yatağa zımbalamıştım böyle 15 dk girip çıktıktan sonra köpek pozisyonuna getirdim kalçaları havada, beli aşağıya çökmüş saçlarından sertçe çekip sert darbelerle sikmeye başladım yarrağımı her dipleyişimde ondan zevk çığlıkları çıkıyor bende daha vahşi sikiyordum, amına her vuruşumda kalçalarının titreyişi beni daha da azdırıyordu ve var gücümle sikmeye devam ediyordum o zaten ilk 5-10 darbede boşalmış rahatlamıştı ben durmadan sikiyordum şaap şaappp şapppppp 30-40 dk böyle siktikten sonra onun çok yorulduğunu ve bittiğini fark edip daha ilk sevişmemizde onu fazla hırpalamamak için boşalacağım söyledim pestili çıkmış halsiz kalmıştı boşalayım mı içine deyince kafasını salladı sert darbeler ve kasılmalarla rahminin duvarlarını basınçlı fışkıran spermlerle dövmeye başladım amının derinliklerine o tazyikli döllerimi fışkırttım alev topu gibi spermlerim rahim duvarlarını kavurmuştu sert sevişmekten hoşlanan biri olduğumdan bu songülün de hoşuna gitmişti ben ilk boşalmamı yaşadım ama songül 3. kez boşaldığını söyledi bir saat dinlendikten sonra tekrar başladık onu sabah saat 5e kadar tam 4 kez becerdim geç boşalan biri olduğumdan onu tam anlamıyla yarrağa doyurdum desem yeridir.

Beyaz mini eteğimi giymiştim

Beyaz mini eteğimi giymiştim
Tam evden çıkıyordum ki telefon çaldı. Telefondaki annemdi. Rahatsızlandığını söylemek için beni aramıştı. Anneme gitmem gerektiğini düşünerek hemen patronumu aradım ve ondan zor da olsa izin almayı başardım. Anneme uğradıktan sonra işe gideceğimden; makyajımı yaptım ve üstüme beyaz bodymi, altıma da neredeyse dizlerimden bir karış yukarı olan beyaz mini eteğimi giydim. En çok giymekten hoşlandığım beyaz fileli jartiyerimi, daracık beyaz dantelli külotumu da giyerek hazırlandım. Telefonla taksi durağını arayarak bir taksi çağırdım. Bir süre sonra taksi geldiğinde, yüksek topuklu ayakkabılarımı giydim ve yanımda götüreceğim çantalarımı da alarak aşağıya indim. Oturduğumuz yer olan Ataköy’den Kadıköy’e gidecektim. Eminönü’ne giderek oradan Kadıköy vapuruna binebilirim diye düşünüyordum. Aslına bakılırsa, o gün içimden hiç de cinsellik geçmiyordu ama, aşağı indiğimde taksi şoförünün beni yer gibi olan bakışları beni de etkiledi. Aklıma bir hınzırlık yapmak geldi. Taksi şoförünü tahrik etmeye karar verdim ve hemen harekete geçtim. Taksilerde pek de görmediğimiz bir nezaketle, taksi şoförü arabadan inerek bana arka kapıyı açtı. Adam 35-40 yaşlarındaydı. Kendim binmeden önce çantalarımı koymak maksadıyla öne doğru eğildiğimde şoför, kalçalarımı saran minicik dantelli külotumu görmüş olacak ki arabaya bindiğimde arkamdan kapıyı kapatırken aletinin tamamen dikilmiş olduğunu gördüm. Adamın aleti benim için baş kaldırmıştı. Bu, benim de hoşuma gitmişti. Taksinin arka koltuğunun ortasına bacaklarımı açarak, fakat dizlerimi kapatarak oturdum ve yerleştim. Adamın arabaya binerken gözleri bacaklarımda geziniyordu ve aleti de hala dimdikti. Koltuğa yerleştiğinde aynayı ayarladı ve arkasına dönerek, doğu şivesiyle “Nereye gidiyoruz abla?” derken gözleriyle bütün vücudumu süzdü. Eminönü’ne gidiyoruz” derken, ona güzel bir göz zevki yaşatmak için, dizlerimi açarak ona olanak tanıdım. Bu arada şunu da söylemeliyim ki, külotumun altındaki sarı tüylerimi dikkatli bakınca görmemek olanaksızdı. Hareketlerim adamı iyice azdırıyordu. Önüne dönüp arabayı kullanmaya başladığında, trafik sıkışıklığından istifade hem benimle konuşuyor, hem de vücudumu süzüyordu. Bana, “Müzik koyayım mı abla?” derken suratında manalı bir ifade vardı. “Tabii” şeklinde cevap verdiğimde, “Türkü dinler misin?” dedi. “Benim için fark etmez” dedim. Bunun üzerine bir kaset koydu ve onu dinlemeye başladık. Sanırım o da bana misilleme yapıyordu ki, içinde “Memeler baş kaldırmış” diye sözleri olan bir türkü dinletiyordu bana. “Nasıl beğendin mi?” dediğinde “Fena değil” şeklinde karşılık verdim. “Niçin fena olsun, gerçekleri söylüyor” derken bana bakıyor, gözleriyle bacak arama bakış atıyordu. Fındık zade tarafında trafik iyice sıkışmıştı. Bunun üzerine orada inip, tramvaya binmeye karar verdim. Taksi şoförü “Daha Eminönü’ne çok var. Niçin iniyorsun ki?” diye inmemem için elinden geleni yaptıysa da Fındık zade köprüsünde indim. İnerken de yine aynı şekilde arabadan inerek bana kapıyı açtı. Tabii ki nezaket için değil, beni son bir kez görebilmek için. Aslına bakılırsa adamın davranışları da beni çok tahrik etmişti. Eminönü’ne kadar taksiyle gidebilirdim ama, içimdeki aşk ateşi beni orada indirdi ve her zaman kalabalık olduğunu bildiğim tramvaya yöneltti. Fındık zade durağında tramvaya bindim. Ve uygun bir kenara geçerek tutundum. Tüm erkeklerin gözleri üzerimdeydi. Tabii ki ilgisini çekebildiğim kadınların da… Tramvay tıklım tıklım değildi ama arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla Aksaray’da iyice doluyordu. Aksaray durağına geldiğimiz zaman tramvay gerçekten de tıklım tıklım oldu. Ben, yine kenarda duruyordum ki orta yaşlı bir adam benden müsaade isteyerek arkama geçti. Ardından “İsterseniz çantalarınızı buraya koyabiliriz. Daha rahat olursunuz bayan” dedi. Çantalarımı kenara koyması için ona verdim ve teşekkür ettim. Erkeklerin arasında kalmıştım. Kımıldayacak yer kalmamıştı. Aslında benim de istediğim buydu. Etrafımdaki erkeklere yakın olmak, onlara sürtünmek bana büyük bir haz veriyordu. Göğüslerim önümde ki adamın sırtına, kalçalarım da arkamdaki adamın aletine değiyordu. Birden bire, görmediğim bir el bacaklarımı okşamaya başladı. Dişiliğimin arzuyla yanıp tutuştuğunu hissettim. Bu çok hoşuma gittiği için hiç sesimi çıkartmadım. Sessiz kalmamdan cesaret alan arkamdaki adam, beni iyice kendine doğru çekerek erkekliğini kalçalarıma dayadı ve sürtünmeye başladı. Onun sertliğini rahatlıkla hissedebiliyordum. Beni belimden kavramış, erkekliği ile arkadan baskı yapıyordu. Erkekliği bana baskı yaptıkça yerimde duramıyor ben de kalçalarımı geriye bastırıyordum. Bu arada, önümdeki adamda halimden durumu anlamış olacak ki “İsterseniz yer değişebiliriz bayan” dedi. Ona “Hayır, burada rahatım” deyince önüne döndü. Sanırım olanları birkaç kişi daha görmüştü ama onlar da benim gibi ses çıkarmıyorlardı. Sanırım bu onların da hoşuna gidiyordu. Sonunda arkamdaki adam titreyerek boşaldı ve kulağıma doğru eğilip, “Hoşuna gitti mi?” diye sordu. Onu kafamla onayladım. Bana “Şimdi kendini rahat bırak” diyerek kalçalarımla ilgilenmeye başladı. İki eliyle kalçalarımı okşuyordu. Birden, zaten kısacık olan mini eteğimi biraz daha çekti ve dantelli külotumu yana doğru sıyırıp parmağını kadınlığıma soktu. İyice kendimden geçmiştim. Çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum. Sıcaklığını külotumda hissedebiliyordum. Birden bire, adam elini kadınlığımdan çıkarıp arka kapıma soktu. Zaten alışık olan arka kapım, adamın parmağını sonuna kadar aldı. Adam, arkamda parmağıyla bir süre git gel yaparak beni tekrar boşalttı. Son durağa gelmemize yakın beni kendi eliyle düzelttikten sonra bir süre daha okşadı. Sonunda zor da olsa tramvaydan indik. “Seninle daha yakın olmak istiyorum. Bana adres verebilir misiniz?” diye sordu. Ona, mümkün olmadığını ama bana telefon numarasını verirse onu arayabileceğimi söyledim.

Beyaz mini eteğimi giymiştim

Beyaz mini eteğimi giymiştim
Tam evden çıkıyordum ki telefon çaldı. Telefondaki annemdi. Rahatsızlandığını söylemek için beni aramıştı. Anneme gitmem gerektiğini düşünerek hemen patronumu aradım ve ondan zor da olsa izin almayı başardım. Anneme uğradıktan sonra işe gideceğimden; makyajımı yaptım ve üstüme beyaz bodymi, altıma da neredeyse dizlerimden bir karış yukarı olan beyaz mini eteğimi giydim. En çok giymekten hoşlandığım beyaz fileli jartiyerimi, daracık beyaz dantelli külotumu da giyerek hazırlandım. Telefonla taksi durağını arayarak bir taksi çağırdım. Bir süre sonra taksi geldiğinde, yüksek topuklu ayakkabılarımı giydim ve yanımda götüreceğim çantalarımı da alarak aşağıya indim. Oturduğumuz yer olan Ataköy’den Kadıköy’e gidecektim. Eminönü’ne giderek oradan Kadıköy vapuruna binebilirim diye düşünüyordum. Aslına bakılırsa, o gün içimden hiç de cinsellik geçmiyordu ama, aşağı indiğimde taksi şoförünün beni yer gibi olan bakışları beni de etkiledi. Aklıma bir hınzırlık yapmak geldi. Taksi şoförünü tahrik etmeye karar verdim ve hemen harekete geçtim. Taksilerde pek de görmediğimiz bir nezaketle, taksi şoförü arabadan inerek bana arka kapıyı açtı. Adam 35-40 yaşlarındaydı. Kendim binmeden önce çantalarımı koymak maksadıyla öne doğru eğildiğimde şoför, kalçalarımı saran minicik dantelli külotumu görmüş olacak ki arabaya bindiğimde arkamdan kapıyı kapatırken aletinin tamamen dikilmiş olduğunu gördüm. Adamın aleti benim için baş kaldırmıştı. Bu, benim de hoşuma gitmişti. Taksinin arka koltuğunun ortasına bacaklarımı açarak, fakat dizlerimi kapatarak oturdum ve yerleştim. Adamın arabaya binerken gözleri bacaklarımda geziniyordu ve aleti de hala dimdikti. Koltuğa yerleştiğinde aynayı ayarladı ve arkasına dönerek, doğu şivesiyle “Nereye gidiyoruz abla?” derken gözleriyle bütün vücudumu süzdü. Eminönü’ne gidiyoruz” derken, ona güzel bir göz zevki yaşatmak için, dizlerimi açarak ona olanak tanıdım. Bu arada şunu da söylemeliyim ki, külotumun altındaki sarı tüylerimi dikkatli bakınca görmemek olanaksızdı. Hareketlerim adamı iyice azdırıyordu. Önüne dönüp arabayı kullanmaya başladığında, trafik sıkışıklığından istifade hem benimle konuşuyor, hem de vücudumu süzüyordu. Bana, “Müzik koyayım mı abla?” derken suratında manalı bir ifade vardı. “Tabii” şeklinde cevap verdiğimde, “Türkü dinler misin?” dedi. “Benim için fark etmez” dedim. Bunun üzerine bir kaset koydu ve onu dinlemeye başladık. Sanırım o da bana misilleme yapıyordu ki, içinde “Memeler baş kaldırmış” diye sözleri olan bir türkü dinletiyordu bana. “Nasıl beğendin mi?” dediğinde “Fena değil” şeklinde karşılık verdim. “Niçin fena olsun, gerçekleri söylüyor” derken bana bakıyor, gözleriyle bacak arama bakış atıyordu. Fındık zade tarafında trafik iyice sıkışmıştı. Bunun üzerine orada inip, tramvaya binmeye karar verdim. Taksi şoförü “Daha Eminönü’ne çok var. Niçin iniyorsun ki?” diye inmemem için elinden geleni yaptıysa da Fındık zade köprüsünde indim. İnerken de yine aynı şekilde arabadan inerek bana kapıyı açtı. Tabii ki nezaket için değil, beni son bir kez görebilmek için. Aslına bakılırsa adamın davranışları da beni çok tahrik etmişti. Eminönü’ne kadar taksiyle gidebilirdim ama, içimdeki aşk ateşi beni orada indirdi ve her zaman kalabalık olduğunu bildiğim tramvaya yöneltti. Fındık zade durağında tramvaya bindim. Ve uygun bir kenara geçerek tutundum. Tüm erkeklerin gözleri üzerimdeydi. Tabii ki ilgisini çekebildiğim kadınların da… Tramvay tıklım tıklım değildi ama arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla Aksaray’da iyice doluyordu. Aksaray durağına geldiğimiz zaman tramvay gerçekten de tıklım tıklım oldu. Ben, yine kenarda duruyordum ki orta yaşlı bir adam benden müsaade isteyerek arkama geçti. Ardından “İsterseniz çantalarınızı buraya koyabiliriz. Daha rahat olursunuz bayan” dedi. Çantalarımı kenara koyması için ona verdim ve teşekkür ettim. Erkeklerin arasında kalmıştım. Kımıldayacak yer kalmamıştı. Aslında benim de istediğim buydu. Etrafımdaki erkeklere yakın olmak, onlara sürtünmek bana büyük bir haz veriyordu. Göğüslerim önümde ki adamın sırtına, kalçalarım da arkamdaki adamın aletine değiyordu. Birden bire, görmediğim bir el bacaklarımı okşamaya başladı. Dişiliğimin arzuyla yanıp tutuştuğunu hissettim. Bu çok hoşuma gittiği için hiç sesimi çıkartmadım. Sessiz kalmamdan cesaret alan arkamdaki adam, beni iyice kendine doğru çekerek erkekliğini kalçalarıma dayadı ve sürtünmeye başladı. Onun sertliğini rahatlıkla hissedebiliyordum. Beni belimden kavramış, erkekliği ile arkadan baskı yapıyordu. Erkekliği bana baskı yaptıkça yerimde duramıyor ben de kalçalarımı geriye bastırıyordum. Bu arada, önümdeki adamda halimden durumu anlamış olacak ki “İsterseniz yer değişebiliriz bayan” dedi. Ona “Hayır, burada rahatım” deyince önüne döndü. Sanırım olanları birkaç kişi daha görmüştü ama onlar da benim gibi ses çıkarmıyorlardı. Sanırım bu onların da hoşuna gidiyordu. Sonunda arkamdaki adam titreyerek boşaldı ve kulağıma doğru eğilip, “Hoşuna gitti mi?” diye sordu. Onu kafamla onayladım. Bana “Şimdi kendini rahat bırak” diyerek kalçalarımla ilgilenmeye başladı. İki eliyle kalçalarımı okşuyordu. Birden, zaten kısacık olan mini eteğimi biraz daha çekti ve dantelli külotumu yana doğru sıyırıp parmağını kadınlığıma soktu. İyice kendimden geçmiştim. Çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum. Sıcaklığını külotumda hissedebiliyordum. Birden bire, adam elini kadınlığımdan çıkarıp arka kapıma soktu. Zaten alışık olan arka kapım, adamın parmağını sonuna kadar aldı. Adam, arkamda parmağıyla bir süre git gel yaparak beni tekrar boşalttı. Son durağa gelmemize yakın beni kendi eliyle düzelttikten sonra bir süre daha okşadı. Sonunda zor da olsa tramvaydan indik. “Seninle daha yakın olmak istiyorum. Bana adres verebilir misiniz?” diye sordu. Ona, mümkün olmadığını ama bana telefon numarasını verirse onu arayabileceğimi söyledim.